', ' öğrenmeye hoşgeldiniz

18 Ekim 2007 Perşembe

TRABLUSGARP SAVAŞI (1911-1912)

TRABLUSGARP SAVAŞI (1911-1912)

2. Meşrutiyet’in ilanından sonra, Osmanlı Devleti ile yabancı devletler arasındaki ilişkilerde meydana gelen gelişmeler içerisinde savaşla sonuçlanan ilk büyük olay,Osmanlı-İtalya savaşı oldu. Bu savaş, her şeyden önce İtalya’nın sömürgecilik politikasının ve Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu bunalımların bir sonucuydu.

İtalya, 19. Yüzyılın ikinci yarısında Almanya gibi siyasal birliğini kurarak güçlü bir devlet durumuna gelmişti. Dünya üzerindeki zengin sömürgeler güçlü emperyalist devletlerce paylaşıldığından İtalya ancak zayıf devletlerin elindeki toprak parçalarını alarak hedefine ulaşabilirdi. Ülkesine çok yakın olan Trablusgarp Osmanlı Devleti’nin Afrika’da kalan son toprağı idi. Trablusgarp yoluyla Afrika’nın ortalarına kadar inebileceğini hesaplayan İtalya, Rusya ile yaptığı Racconigi (1909) anlaşmasıyla onunda desteğini sağlamıştı. İtalya Rusya’dan başka diğer devletlerin de desteğini sağlamıştı.

İtalya; Trablusgarp ve Bingazi’nin uygarlık bakımından geri bırakıldığı’ burada yaşayan İtalyanlara kötü davranıldığını bahane ederek 28 Eylül 1911’de bu bölgeyi işgale başladı. İtalyanlar Trablusgarp, Tobruk, Derne ve Bingazi’ye asker çıkardılar.

İngiltere Kuzey Afrika’daki bu önemli işgal hareketine kayıtsız kalmış, hatta destek bile olmuştur. Çünkü Akdeniz’de Fransa’ya karşı İtalya’yı bir denge unsuru olarak kullanmak istiyordu. İngiltere, Fransa’nın yerleşmiş olduğu Cezayir ve Tunus arasında, bir tampon bölgenin kurulmasından yanaydı.

Osmanlı Devleti, işgal karşısında büyük devletlerden arabuluculuk yapmalarını ve savaşı durdurmalarını istemişti. Devletler, savaş karşısında tarafsız kalacaklarını ilan edince Osmanlı Devleti İtalya ile karşı karşıya kaldı.

Osmanlı Devleti’nin işgal karşısında Trablusgarp’ta çok az bir askeri vardı. Makedonya, Arnavutluk ve diğer yerlerde meydana gelen isyanlar dolayısıyla Osmanlı hükümeti savaş için hazırlıkları tamamlayamamıştı. İngiltere’nin de Mısır’da tarafsızlığı ilan etmesi ile karadan, bağlantıda kesilmiş oldu. Osmanlı’da deniz gücüde yetersiz olunca denizden yardım ümidi de sona erdi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen İstanbul’da bulunan bazı kurmay subaylar zor şartlar altında Trablusgarp’a ulaştılar. Mustafa Kemal ve Enver Paşa gibi komutanlar halkı İtalyanlar’a karşı örgütleyerek iyi bir savunma cephesi oluşturmuşlardı.

İtalya bu savunma güç duruma düşmüştü. Osmanlı Hükümeti’nin İtalya’ya uyguladığı ekonomik ambargo da İtalya’da önemli etkiler meydana getirdi.

İtalya, kesin bir başarı sağlayamayınca, Akdeniz’e yönelerek 17 Mayıs 1912’de Oniki Ada’yı işgal etmiştir.

Osmanlı Devleti’nin bu tarihlerdeki durumu da iyi değildi. İsyanlar artmış, hükümet bunalımı meydana gelmiş, parti çekişmeleri başlamıştı. Osmanlı’nın dış politikadaki yalnızlığı sürüyordu. Bu durumdan yararlanan Balkan Devletleri, Osmanlı Devleti’ne karşı savaş hazırlığına girişmişlerdi. Balkanlardaki bu durum Osmanlı Devleti’ni İtalya ile barış yapmaya zorlamıştır.

Uşi Antlaşması (18 Ekim 1912):

1. Osmanlı Devleti Trablusgarp ve Bingazi’yi boşaltacak,

2. İtalya Oniki Ada’yı Osmanlı Devleti’ne geri verecek, ancak Balkan Savaşı bitinceye kadar Yunan işgaline karşı İtalya’nın elinde geçici olarak bulunacak,

3. Trablusgarp’da Naip adıyla bir temsilci Padişah adına bulunacak,

4. İtalya, Kapitülasyonların kaldırılmasında Osmanlı Devleti’ne yardım edecek.

Uşi Antlaşmasıyla Osmanlı-İtalya Savaşı sona ermiş oldu. Kuzey Afrika’daki son toprak parçamızda kaybedilmiştir. Kuzey Afrika’daki kayıp sırası şöyledir:

· Cezayir (1930 Fransa)

· Tunus (1881 Fransa)

· Mısır (1882 İngiltere)

Ege Adaları’nın bir kısmına, dolayısıyla Ege Denizi’ne ve Anadolu kıyılarına büyük bir devlet geçici olarak da olsa yerleşmiştir. Oniki Ada elimizden fiilen çıkmış, İtalyanlar Ege Denizi’ne yerleşmişlerdir. Kuzey Afrika’da İtalyan sömürgeciliği başlamış, Doğu Akdeniz’de güçler dengesi bozulmuş, böylece İtalya, etkisi olan bir devlet haline gelmiştir.

Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durum ortaya çıkmış, topraklarını koruyamayacağı bir kere daha anlaşılmış, Balkan Savaşı’nın başlamasına cesaret vermiştir.

trabzon rum devleti

Trabzon Rum Devleti

Trabzon Rum İmparatorluğu , 1204 yılında IV.Haçlı Seferi ile İstanbul’un Latinler eline geçmesi üzerine kurulan 3 küçük Rum devletinden birisidir. Diğer iki devlet , İznik İmparatorluğu ve Epir Despotluğu'dur.Epir Despotluğu , kuruluşundan 60 yıl sonra İstanbul’u geri alarak 1261 yılında İstanbul Latin İmparatorluğu’nu yıkan devlet olmuştur. İznik İmparatorluğu ise 1453’te Osmanlı İmparatorluğu tarafından ortadan kaldırılmıştır.

Trabzon Rum İmparatorluğu rakip olduğu bu iki devletten daha uzun ömürlü bir devlet olmuştur.Trabzon hükümdarları 1461’de Trabzon’un Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmasına değin "Büyük Komnenos" (Yun. Megas Komnenos) ve "imparator" ünvanlarını kullanmışlardır. Devlet , kurucu hanedanın adıyla "Komnenos İmparatorluğu" olarak da adlandırımıştır.

Kuruluş döneminde Trabzon Rum İmparatorluğu

Enlarge

Kuruluş döneminde Trabzon Rum İmparatorluğu

Kuruluşu

Devletin kurucusu olan Aleksius Komnenos (1204-1222) , baba tarafından Bizans İmparatoru Andronikos Komnenos (1183-1185) ve anne tarafından Gürcülerin meşhur kralı Kurucu David (1189-1125) in torunudur. Bu akrabalık ilişkisi , devletin kuruluşunda Gürcü Kraliçesi Tamara’nın yardımlarının alınmasında etkili olmuştur.
Aleksios Komnenos , Trabzon’u başkent yaparak Bizans İmparatorluğunun gerçek yasal varisinin kendisi olduğunu ileri sürmüştür.Bizans İmparatoru Andronikos 1185’te tahttan indirilip öldürüldü. Gözlerine mil çekilen oğlu Manuel ise bir süre sonra bu yaralardan ötürü öldü.

Manuel’in karısı ve Trabzon Rum İmparatorluğu’nun kurucuları olan Aleksios ile David’in annesi olan olan Rosudan , yeni imparator Isak II'nin (Angelos Hanedanından) hışmından korunmak maksadıyla İstanbul’dan ayrıldı. Kesin olmayan kayıtlara göre Rosudan Gürcistan’a ya da Komnenos ailesinin memleketi olduğu sanılan Doğu Karadeniz kıyılarına gitti. Nitekim 1204’ten daha önce Trabzon merkezli yarı bağımsız bir Komnenos idaresinin varlığıyla ilgili bazı kanıtlar vardır.

Trabzon Rum Devleti başlangıçta Hopa’dan Sinop’a kadar uzanan Kuzey Anadolu topraklarında hakimiyet kurmuştur. Bu bölge günümüz Türkiye’sinde Sinop , Ordu , Giresun , Trabzon , Bayburt, Gümüşhane , Rize ve Artvin illerini kapsamaktadır. İmparatorluk , 13.yüzyılda Karadeniz’in karşı yakasındaki Kırım Yarımadası , Kerson ve Kerç şehirlerini denetimine almıştır.

David Komnenos (1204-1214) önce Sinop , daha sonra Theodor Laskaris’in kurduğu İznik Rum İmparatorluğu’nun sınır bölgesine kadar olan bütün Paphlagonia/Batı Karadeniz topraklarını alarak batı yönünde hızlı bir genişleme gerçekleştirmiştir. Fakat Sinop’un batısındaki topraklar 1206’da Laskaris’in eline geçerken , Sinop’un kendisi de 1214’te Anadolu Selçuklu sultanı İzzeddin Keykavus tarafından ele geçirilmiştir.

Yükselme

1265'te Trabzon Rum İmparatorluğu ve komşu devletler

Enlarge

1265'te Trabzon Rum İmparatorluğu ve komşu devletler

Trabzon Rum İmparatorluğu , en az Bizans kadar , Anadolu Selçuklu ve sonra Osmanlı Türkleri yanında İtalyan cumhuriyetlerinden özellikle Cenevizler ile sık ve çetin mücadeleler içinde olmuştur.Aslında kullanılan unvan dışında bir imparatorluk olmayan Trabzon Rum Devleti , özellikle rakip Anadolu Türkmen beylerine , yüklü miktarda drahoma (çeyiz) elde etmek amacıyla prenseslerine evlilik teklifleri yapan bir devlet olmaktan öteye geçememiştir.

1258’de Moğol Hülagü Han’ın Bağdat yıkımı üzerine Trabzon , İpek Yolu’nun batı terminali haline gelmiştir. Moğol himayesi altında devam etmiş olan İpek Yolu ticareti Trabzon şehrini ileri derecede zenginleştirmiştir.

Moğol başkenti Karakurum’a kadar seyahat eden ünlü seyyah Marko Polo , Avrupa’ya 1295’te Trabzon yoluyla dönmüştür. Alexius III (1349-1390) döneminde dünyanın başlıca ticari merkezlerinden biri haline gelen Trabzon , büyük zenginliği ve sanatsal başarılarıyla tanınmıştır.

Doruğa Ulaşma ve İç Savaş

Trabzon Rum İmparatorluğu en büyük gönenç ve kudrete Alexius II'nin (1297-1230) uzun hükümdarlığı döneminde erişmiştir. Ülke Alexius II döneminin sonlarından Alexius III'ün (1349-1390) ilk yıllarına değin hanedan içi çekişmeler ve suikastlar ile çalkalanmıştır. İmparatorluk , yaşanan iç çekişmeler etkisi ile iç barışını ve eski ticari önemini kaybetmiştir.

Gerileme ve Çöküş

Orta Hisar-Trabzon

Alexius III den sonra tahta geçen Manuel III (1390-1416) , Timur ile Osmanlılar arasındaki mücadelede Timur’un müttefiki olmuştur.Oğlu Alexius IV'ün (1417-1429) en yaşlı kızı Maria , Bizans imparatoru Yuannes VIII Palaeologus'un (Yun. Ioannes,İng. John, Fr.Jean) dördüncü karısı olurken , Alexius öteki iki kızından birini rakip Ak Koyunlu hükümdarı Cihan Şah ve diğerini Kara Koyunlu hükümdarı Ali Bey’le evlendirmiştir.Yuannes IV , bu evliliklerden yardım görememiştir ve imparatorluğu kısa zamanda İstanbul ile aynı kaderi paylaşmıştır.

Osmanlı sultanı II. Murad 1442’de Trabzon’u almak için deniz tarafından ilk teşebbüsünü gerçekleştirmiş , şiddetli deniz fırtınalarının engellediği kara çıkarmasının yapılamayışı bu saldırıyı başarısız kılmıştır.
Fatih Sultan Mehmet’in Belgrat kuşatmasının sürdüğü 1456 yılında Osmanlı Devleti’nin Amasya valisinin yaptığı akınla Trabzon Rum İmparatorluğu savaşı kazanmasına rağmen pek çok esir vererek ağır bir haraç ödemeye de mecbur edilmiştir.Nihai bir saldırı için müttefikleri ile harekete geçen Yuannes , eniştesi olan Ak Koyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğluyla kızını evlendirdirerek Fatih’ten beklediği karşı saldırıya karşı Uzun Hasan’ın desteğini sağlamaya çalışmış , Sinop (İsfendiyar) ve Karamanoğlu Türkmen beyleri ile Gürcistan kralından da olası bir Osmanlı taarruzuna karşı yardım sözleri almıştır.

Yuannes’in 1458’te ölümünden sonra hükümdar olan kardeşi David kurulan gerçekçi ittifakları ihmal ederek , çeşitli Avrupa devletleriyle Kudüs’ün fethi gibi planları da içeren gerçekten uzak ittifaklara yönelmiştir. Bu arada II. Murad'ın daha önce kardeşine yüklemiş olduğu haracı kaldırmasını dile getiren talebinin İstanbul’a ulaşmasına yanıt 1461’de Mehmed’in Bursa’dan harekete geçmesiyle verilmiştir. Uzun Hasan’ın tarafsız kaldığı ağır ablukaya şehir bir ay dayanabilerek , 15 Ağustos 1461’de teslim olmuştur.

Trabzon İmparatorları

TRABZON RUM İMPARATORLUĞU

Trabzonun Fethi

29 Mayıs 1453 de İstanbulun fethinden sonra Fatih, Trabzonun vermekte olduğu vergiyi 2000 duka altına çıkarmıştı. Erdebilli Safeviye tarikatı şeyhlerinden Şeyh Cüneyd 1456 yılında ordusuyla Trabzon üzerine yürüdü, İmparatorluk ordusunu yenerek şehri kuşattı. Bunun üzerine Fatih, Trabzonun Şeyh Cüneydin eline düşmemesi için Amasya Valisi Hızır Beyi Trabzon üzerine gönderdi. Durumu öğrenen Şeyh Cüneyd kuşatmayı kaldırarak çekildi. Hızır Bey Trabzonu kuşatarak Meydan-ı Şarkîde (Şimdki Belediye Meydanı) karargahını kurdu. Fakat Trabzonu savunmaktan korkan kral Kalo İannes vergi vermeyi kabul etmişti.

Fatih Sultan Mehmedi Trabzon üzerine yönelten birtakım siyasi, idari, ekonomik ve tarihi sebepler vardır. Bunların içinde en önemlisi, Bizansın bir nevi kalıntısı durumundaki Trabzon Rum Devletinin fethi gerçekleşmedikçe, İstanbulun fethinin yarım görülmesiydi. Bu arada Trabzon Devletinin Osmanlı Devleti aleyhinde Venedik Cumhuriyeti, İran, Gürcistan Devletleri, İsfendiyar Oğulları ve Karaman Oğulları ile ittifaklar kurması, hısımlıkları bahane ederek Akkoyunluların Anadoluya göz dikmeleri ve Osmanlı topraklarına saldırmaları karşısında Fatih, Trabzonun fethine kesin olarak karar vermişti. 1460da Uzun Hasan, Fatihin huzuruna elçiler göndererek hısımlık kurduğu Trabzon Rum Devletinden alınan vergileri geri istemiş, bunun üzerine de Fatih elçilere Haydi siz gidin gelecek sene ben kendim gelir mahallinde vergimi öderim diyerek tasavvurunu açıkça ortaya koymuştu.

Sefer için Osmanlı kara ordusu 23 Mart 1461de Edirneden hareket etti. Mahmut Paşa komutasında 150 parçadan oluşan donanma da Karadenize açılmıştı. Fatihin komutasında Üsküdardan Anadoluya geçen ordunun nereye gittiğini kimse bilmiyordu. Bu ilerleyiş sırasında Amasra, İsfendiyaroğulları Beyliği, Kastamonu ve Sinop fethedilerek Sivas üzerinden Erzincan ovasına inildi ve yassıçemende karargah kuruldu. Bu arada seferin İran üzerine olduğu düşüncesiyle korku ve telaşa kapılan Uzun Hasan adına harekete geçen Çemişkezek Beyi Hasanın başkanlığında bir elçi heyeti Fatihin çadırında kabul edildi. Heyet içinde Uzun Hasanın annesi Sâra hatunda vardı. Karşılıklı görüşmelerden sonra, heyete seferin İran üzerine olmadığına teminat verdikten sonra, elçilik heyetinin bir kısmı ve Sâra Hatun alıkonularak, Osmanlı ordusu yönünü Trabzon üzerine çevirdi.

Osmanlı ordusu çok zor şartlar altında Erzincan ile Trabzon arasını 25-30, bazı kaynaklara göre 40 günde aşabilmiştir. Çekilen zorluklar karşısında Fatihi bu seferden alıkoyabilmek için Sâra Hatunun :

-Hey oğul Trabzona bunca zahmet nedendir? Trabzon nedir ki, ondan ötürü şehsuvarı Saltanat piyade olup pürdap ola? Dediğinde, Padişah hışımla:

-Hey ana bu zahmet din yolundadır. Kim ahirette Allah hazretlerine varıcak inayet ola derim. Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmesek bize Gazi demek yalan olur. dediğini tarihler kaydeder.

Trabzon kuşatması 40 gün sürdü. En şiddetli savaşlar Zağnos köprüsü civarında oldu. Şehzade Mahmut Paşa yanında bulunan Rumca katibi İmparator Davide göndererek kayıtsız ve şartsız teslim olmasını yoksa cenk yasasının uygulanacağını söyledi. David, hiçbir ümidin kalmadığını görünce Mahmut Paşanın akrabalarından teyzesinin oğlu başmabeinci Yorgi Amuriki vasıtasıyla anlaşarak şehri ve kaleyi teslim etti. Bir yandan görüşmeler yapılırken bir yandan da çetin vuruşmalar sürüp gidiyordu. Türk Bayrağının Zağnos burcuna dikildiği anda, Trabzon Devletinin teslim haberide Fatihe ulaşmıştı.

Trabzonun fethi tarih bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu fetihle Bizansın son kalıntısıda Anadoludan temizlenmiş ve bu coğrafyada tek otorite altında toplanma gerçekleşmiştir. Ayrıca, Trabzonun fethi ile Karadenizin bir Türk gölü haline gelmesi projesi için en önemli adım atılmıştır. Hepsinden önemlisi 26 Ekim 1461 günü Trabzon Devleti tarihe karışırken, Bizansı diriltme hülyası temelinden yok edilmiştir.

Fatih Sultan Mehmet ilk iş olarak fetih geleneğine uyup Ortahisarda Meryemana Altınbaş Kilisesini Ortahisar Camii adı ile Müslümanların ibadetine tahsis etmiştir. Daha sonra Sen Ojen Kiliseside camiye çevrilerek ilk Cuma namazını burada kılmış ve adına da Yenicuma camii denilmiştir. Bu camilerin her ikiside halen ibadete açıktır.

Trabzonun idaresi Gelibolu valisi Kazım beye verilip bir kısım asker, silah ve mühimmat bırakıldıktan sonra ordu sahil yolunu takip ederek geri döndü.

Fetihten sonra Trabzonun yerli ahalisinin ileri gelenleri imparator David ile İstanbula geri götürülmüş, bir kısmıda kendiliğinden ayrılmıştır. Bu yüzden şehirde pek az nüfus kalmıştır. Kalan nüfus ile Eksotha (Hızırbey), Boztepe, Aşağı Yenicuma, Tuzluçeşme, Çömlekçi semtleri de iskan ettirilerek, kale içindi Hıristiyan bırakılmamıştır. Boşalan evler sipahi takımına yeniçerililere, maiyet ağalarına ve mülhakattan gelen Türklere tahsis edilmiştir. Bu arada feth edilen diğer şehirlerde olduğu gibi Trabzonda da Cizye-i Şerriye ve Rusumi örfiye vergisi konmuştur. Trabzon ve civarındaki toprakların tahribi ve tımarlara bölünerek sipahilere verilmesi gibi konularda Sancak beyi Kazım bey aldığı emri yerine getirerek Trabzon topraklarını Osmanlı idaresi altında yeniden organize etmiştir.

Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmetin yörede genel bir sayım yaptırmış olduğu biliniyorsa da, buna ait belgeler elde olmadığından ancak 1486 yılında II.Beyazıtın sayımları ölçü alınmaktadır. Trabzon hakkında bilgi veren en eski tahrir defterleri, başbakanlık arşivinde Maliyeden Müdevver Defter No:28 başlığı altında bulunmaktadır. Tarihsiz olan bu defter ilk olarak 1954 yılında Ömer Lütfü Barkan tarafından kullanılmıştır.

Bufassal adlandırılan türde olan 1486 tahrir defterinde Trabzon; Akçaabat, Görele, Tirebolu, Giresun, Laz, Maçka, Torul, Sürmene, Of, Rize, Atina (Pazar) tımarları ile tımar sahiplerinin listeleri verildikten sonra, başta Trabzon şehrinde oturanların ayrıntılı bir listesi de bulunmaktadır. Tahrir defterinde şehrin halkı, mahalle ya da cemaat başlıkları altında dini guruplar olarak bölündükten sonra şehirdeki her aile reisinin de adı verilmektedir.

Fetihten sonra, mevcut müslüman nüfusuna ait olarak iskan edilen ve geldikleri yörelere göre ad alan müslüman cemaat grupları şunlardı:

1- Cemaat-i Niksar 7 hane 10- Cemaat-i Sanusak 5 hane

2- Cemaat-i Ladik 7 hane 11- Cemaat-i Amasya 31 hane

3- Cemaat-i Bafra 16 hane 12- Cemaat-i Osmancık 10 hane

4- Cemaat-i İskilip 10 hane 13- Cemaat-i Çorum 15 hane

5- Cemaat-i Gümüş 7 hane 14- Cemaat-i Merzifon 18 hane

6- Cemaat-i Tokat 25 hane 15- Cemaat-i Nefsi Samsun 12 hane

7- Cemaat-i Porhal (Turhal) 4 hane 16- Cemaat-i Zile 3 hane

8- Cemaat-i Göncanik(Gölköy) 8 hane 17- Cemaat-i Satılmış Canik 1 hane

9- Cemaat-i Kavala 3 hane 18- Cemaat-i Karakadi 10 hane

Bu Müslüman cemaatların sayısı 202 haneden ibaret olup, 1486 yılındaki Müslüman nüfusunun %78,3ünü oluşturuyordu.

Fetihten sonra Anadolu eyaletine (Beylerbeyliğine) bağlı bir sancak olan Trabzonun imar edilip, Müslüman Türk nüfusu ile iskan edilmesine özel ilgi gösterildi. H.867-1462 de Ortahisarda Fatih Medresesi açıldı. Özellikle 1462-1465 yılları arasında Trabzonun fetih sonrasında ikinci valisi olan Hızır Bey, onarım işlerine hız verdi.

1470 yılında Şehzâde Bayezitin oğlu Şehzâde Abdullahın Vali olarak Trabzona gelmesiyle, Şehzâde şehri olan Trabzon önem kazandı.

İkinci Beyazıt döneminde en önemli olay, Şehzade Yavuz (Yavuz Sultan Selim)un Trabzon Valisi olmasıydı. 1489-1512 yılları arasında Trabzon bir başkent gibi öne çıkmış, Yavuzun 23 sene süren Valiliği döneminde imar edilmiş, askeri ve ticari yönden canlılık kazanmıştır.

Yavuz Sultan Selim, 1514de Çaldıran Seferine çıktığı dönemde ordunun ikmal işleri Trabzondan yürütülmüştür. Çaldıran Seferi dönüşünde Bayburtun Kığı Kalesi ile birlikte fethedilmesi (15 Ekim 1514) Padişahı memnun etmiş, buraları fetheden Trabzon Valisi Bıyıklı Mehmet Paşa serhat muhafazası ile görevlendirilmişti. Böylece Trabzon yeni bir idari yapılanma içinde yer aldı. Bıyıklı Mehmet Paşaya Erzincan-Bayburt eyaleti verilerek (4 Ramazan 920-23 Ekim 1514) Rûm-i Kadim Beylerbeyliği sancaklarından olan Canik ile Şarkî Karahisar ve müstakil idare edilmekte olan Trabzon, ayrıca o sıralarda zaptedilen Kığı, ayrı birer sancak olan Bayburt-Erzincan Eyaletine ilave edilmişti.

Yavuz Sultan Selimin Trabzon Valiliği zamanında annesi Ayşe Gülbahar Sultanın hatırasına yaptırılan türbenin yanına Cami, Medrese, Mekteb, Darül Kurra, İmaret ve hamamdan oluşan bir külliye yapılmış, tesis edilen külliyenin yaşaması için de büyük vakıflar tahsis edilerek sürekliliği ve kalıcılığı sağlanmıştır.

27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzonda doğan, çocukluğunu ve gençlik yıllarının ilk yıllarını Trabzonda geçiren ve bir Trabzonlu olarak babası Yavuz Sultan Selimin üzerine 1520 yılında 26 yaşında Padişah olan Kanuni Sultan Süleyman döneminde Trabzon, yine ön plana çıkmıştır.

Trabzon, Yavuz Sultan Selime şehzâde sancaklığı yaparken, 1515de Bayburt Erzurum Beylerbeyliğine tabi sancak durumuna getirilmiş, kısa bir dönemden sonra Kanuninin ilk yıllarında Bayburt-Erzincan Beylerbeyliği lağvedilerek yeni bir yapılanmaya gidilmiştir. Buna göre Trabzon 5 livadan oluşan müstakil bir eyalet haline gelmiştir.

Fetihten sonra Trabzon şehri içinde oluşan yeni Müslüman mahallelerinin giderek çoğaldığını görmekteyiz. 1523 yılı Tahrir Defterinde bu mahallelerin şehrin hangi kesiminde bulunduklarına dair bilgiler verilmektedir. Daha sonraki yıllarda çıkan 1553 ve 1583 yılı tarihlerinde de mahallelerin bir kısmının ismine rastlanmaktadır. Kanuni döneminin ilk yıllarındaki dokuz mahallenin isimleri şunlardır.

A- Ortahisarda:

1- Mahalle-i Câm-î Atik Der Kale-i Evsad

2- Mahalle-i Mescid-i Valide-i Merhum Sultan Abdullah

3- Mahalle-i Mescid-i Kıssahan Der Kalei Evsad

4- Mahalle-i Mescid-i Hacı Baba Der Kale-i Evsad

B- Aşağıhisarda

5- Mahalle-i Mescid-i Mevlana Süca Der Kale-i Zır

6- Mahalle-i Mescid-i Bâb-ı Bazzaz Der Kale-i Zır

7- Mahalle-i Mescid-i Hüseyin Ağa ki ser-hazin Bûd Der Nezd-i Saray-ı Âmire

8- Mahalle-i Mescid-i Amasya Der Nezd-i Hamam Çifte

9- Mahalle-i Cami-i Cedid Der Birun-i Şehir.

Bu dokuz mahalle dışında, hane sayısı olmadığı için adı zikredilmeyen ve onunucu mahalle diyebileceğimiz Cemaat-ı Mescid-i Hacı Kasım Der Nezd-i Bezzazistan da yalnız iki nefer (Erkek) yazılıdır. Bu cemaat ileride yeni bir Müslüman mahallesinin çekirdeğini oluşturacaklardır.

Kale içerisinde sürdürülen iskan politikası sonunda zamanla Müslüman-Türk nüfusu ve mahalle sayısı da artmıştır.

Kale içinde sürdürülen iskan politikası sonunda zamanla Müslüman-Türk nüfusu ve mahalle sayısı da artmıştır. Nitekim H.961-1533 te yapılan tahrirden anlaşılacağı üzere, aradan geçen 35 yıl zarfında yeni iskanlar ve dışardan gelenlerle müslüman mahallelerine yenileri katılmış ve bu durum defter harici haric-i ez defter yazıldığı belirtilmiştir. Bu mahalleler:

1-Tabakhane,

2-Sarmaşık Mescidi,

3-Kavak Meydan,

4-Şehre Küstü,

5-Halil Ağa Mescidi,

6-Hatuniyye İmareti,

7-Bayram-zade Mescidi,

8-Zağnos,

9-Tekfur Çayırı,

10-İskender Paşa Camii,

11-Hacı Hasan ve Cemaat-i Mescid-i Hoca Kasım der Nezd-i Bezzazistan Mahalleleridir.

Vilayet ve Belediye Yönetiminde Yeni Teşkilatlanma :

Osmanlı devletinde idari yapı 1864te yeniden düzenlendi. Bu düzenleme ile Anadoluda kurulan ilk vilayetlerden biri Trabzondur.

Ayrıca dört sancakta bu vilayete bağlanmıştı. Trabzon vilayetine bağlı sancaklar şunlardı:

1. Trabzon merkez sancağı: (Rize, Of, Tirebolu, Bulancak, Giresun)

2. Lazistan sancağı: (Batum, Arhavi)

3. Gümüşhane sancağı: (Torul, Kelkit)

4. Canik sancağı : ( Ünye, Samsun, Bafra)

1868 de çıkarılan bir talimat ile İstanbulun dışındaki vilayat, sancak ve kazalarda da belediye teşkilatı kurulmaya karar verildi. Bu karar Trabzonda da uygulandı. Trabzon Belediyesi ilk kurulan belediye teşkilatları arasında yer aldı.

1870 yılı Trabzon vilayeti Salnamesinde Belediye yöneticileri şöyle yer almaktadır.

Meclis-i Daire-i Belediye

Reîsi : Arazi memuru Fevzi Efendi

Aza : Karantina memuru Hacı Halil Efendi, Mustafa Ağa, Artin Ağa, Banika Ağa

Katib : Abdülhamit Efendi

Muhasip hastanesi ve Memleket Tabib-i: Mosyö Lion

Karantina Memurları:

Müdürü : Haci halil Efendi

Tabib-i : Mosyö Alkardi

Katib-i : Kamil Efendi

Bu bilgiler 1870 yılı salnamesinde yer aldığına göre, Trabzon Belediyesinin, basım tarihinden önce teşekkül etmiş olması gerekir. Bu durumda belediye 1869da kurulmuş demektir.

VİLAYET SALNAMELERİNE GÖRE BELEDİYE BAŞKANLARI

1. Arazi Memuru Fevzi Efendi 1869/70

2. Hafız Ahmed Efendi 1870/71

3. Hacı Halil Efendi 1871/72

4. Ali Rıza Efendi 1872/73

5. Hacı Derviş Ağa 1873/75

6. Ali Rıza Efendi 1875/76

7. Ali Galib Efendi 1876/77

8. Ali Rıza Efendi 1877/81

9. Arif Efendi 1881/91

10. Rıfat Bey 1891/93

11. Mehmet Paşa-zade Hasan Bey 1893/95

12. Hasan Bey 1895/98

13. Hacı Kadı-zade Hacı Mustafa Efendi 1889/1902

14. Han-zade Ziya Bey 1902/04

Trabzon tarihi için büyük bir kaynak olan ve 1869-1904 yılları arasında 22 sayı çıkan Trabzon Salnamesi 1904 yılından sonra çıkmadığından 1910 yılına kadar olan dönem için sadece tahmin yürütülebiliniyor. Bu yıllarda Trabzon Belediyesi Başkanı olarak da:

15. Belediye Başkanı Nemli-zade Hacı Osman

16. Belediye Başkanı Çulha-zade Şükrü

isimlerini verebiliyoruz. Bu isimlere herhangi bir kaynakta raslamak mümkün olmamıştır. Nemli-zade ve Çulhazade ailelerinin hayattaki yaşlılarından edinilen bilgi ve tahminlere göre bu sonuca varılmıştır.

1910 yılından sonra, 17. Belediye Başkanı Nemli-zade Cemal Bey ile 18. Belediye Başkanı Barutçu-zade Hacı Ahmed Efendinin görevde olduğu biliniyorsa da, başlama ve ayrılma tarihleri hakkında kesin bilgi sahibi değiliz. Bu konularda yazılı hiçbir belge ve kayda rastlamak mümkün olmamıştır. Bu arada 1912 yılında Ali Efendinin başkanlığından sadece dönemin Valisi Mehmed Ali Ayni hatıralarında söz etmektedir. Rus işgali sırasında belediyenin arşivi tamamen yok edildiği için yazılı bir belge bulmak mümkün olmamaktadır. Bu durumda: 17. Nemli-zade Cemal

18. Barutçu-zade Hacı Ahmet Efendi (1910-1912)

19. Ali Efendi

20. Barutçu-zade Hacı Ahmed Efendi (1913-Nisan 1916)

21. Rum Metropoliti Hırisantos (Nisan 1916-Şubat 1918)

22. Barutçu-zade Hacı Ahmed Efendi (Şubat 1918-1922)

23. Hacı Ali Hafız-zade Hakkı Efendi (1922-1923)

24. Kazaz-zade Hüseyin Efendi (Haziran 1923-1928)

XX. Yüzyıla Girerken

Vilayet, doğuda Rusya, batıda Kastamonu, güneyde Erzurum ve Sivas vilayetleri ile çevriliydi. Trabzon İran transit yolunun liman şehri olma özelliğini herşeye rağmen koruyordu. Biri yerli olmak üzere, sekiz vapur kumpanyası Trabzon limanına çalışıyordu. 1316/1890 yılı Trabzon Salnamesine göre Vilayet merkezinde şu ülkelerin konsoloslukları bulunuyordu: 1.İran, 2.Belçika, 3.Yunan, 4.Rus, 5.İspanya, 6.İtalya, 7.Avusturya-Macaristan, 8.İngiltere, 9.Fransa.

Trabzon ve çevresinde demircilik ileri bir düzeyde yapılıyordu. 1872 yılı Vilayet Salnamesindeki bilgilere göre Avrupadaki soba ve kasaların benzerleri ancak Trabzonda yapılabiliyordu. Yörede kuyumculuk ve marangozluk da gelişmişti. Özellikle gümüş üzerine işlemeleri ünlü idi. Şehirde önemli miktarda mum işleyen bir mumhane (şemhane) faaliyette idi.

1890 yılında Kafkasyada kurulmuş bulunan Ermeni İhtilal Cemiyyetleri İttifakı Federasyonu (Taşnaksutyun) ilk teşkilatlarını İstanbul, Van ve Trabzonda açmıştı.

8 Ekim 1895te Trabzondaki Ermeniler ayaklandı. Gavur Meydanında (Belediye Meydanı) toplanarak harekete geçtiler. Aldığı tedbirlerle kısa zamanda duruma hakim olan Vali Kadir Bey, olayları bastırdı ve elebaşılarını tepeledi.

Vali Kadir Bey 1902 yılında Trabzonda öldü. Mezarının üzerine Padişah II. Abdülhamidin gönderdiği 450 lira ile bir türbe yaptırıldı. İmaret Kabristanlığında (Atapark) bulunan türbe, 1936da yıktırılmıştır.

1902 yılı başında Prens Sebahaddin Beyin bulunduğu Teşebbüsat-ı Şahsi ve Adem-i Merkezziyet Cemiyyeti Pariste kurulmuş, İstanbul, İzmir, Alaiye, Şam, Erzurum ve Trabzonda da şubeler açmıştı. Trabzon şubesini, Sancakbeyzade Mehmed ve Hasan kardeşler ile Nemli-zade Salim Bey kurmuştu.

Meşrutiyetin ilanından sonra 17 Ocak 1909da toplanan ilk mecliste Trabzonu temsil eden milletvekilleri şunlardı: Hatip-zade Emin, Müftü İmameddin (ölümü ile yerine Kalcı-zade Mahmud) , Saraç-zade Ali Naki, Nemlizade Mahmud, Matyo Fokidis, Meşrutiyetin ilanından sonra beliren yeni ümitlerle Trabzonda Ermeni ve Rum azınlıklarının kıpırdanışları da hissedilir hale gelmişti. Bu yıllarda Türk gazetelerinin yanısıra, azınlıkların da çeşitli adlarla gazete-dergi çıkarmaları ilgi çekiciydi.